Adalet
1***Ebu Said’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Vasat, adalettir.” (Tirmizi- Kur’an Tefsiri 5. Cilt, 90. Sh.- Hadis No: 3139.)
*Adalet; mizan demek, denge demek ve ölçü demektir. Her işimiz ölçülü ve dengeli olursa adaletli oluruz. İfrad ve tefritten uzak kalırsak adil olmamız kolaylaşır. Aşırılıklar adaletten uzaklaştırır. Adaleti terk etmek zulümdür, karanlıktır. Ahirette mahvolmaktır. Zira zalimlerin şefaatçisi yoktur.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Adaletli olun, bu takvaya daha yakındır. Allah’dan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide: 8.)
Mü’minin Hali
2***Suheyb’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’minin durumuna hayret edilir. Onun her hali kendisi için hayırdır. Bu durum sadece mü’mine mahsustur. Kendisine genişlik gelirse şükreder, bu onun için hayır olur. Eğer darlık gelirse ona da sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd ve Rekaik, 8. Cilt, 550. Sh.- Hadis No: 2999.- 64.) (Darimi- Sünen- Rikak, Müsned)
*Mü’min iki halden birindedir. Ya nimet gelir şükreder, sevaba nail olur. Ya musibet gelir sabreder, sevaba nail olur. Her halinde sevab kazanır.
*Fasık adamın durumu bunun tam aksinedir. Fasık ya nimet görür nankörlük eder, günah işler. Ya musibetle karşılaşır isyan eder, günaha girer. Her halinde günah kazanır.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Andolsun sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.” (Bakara: 155.)
Mü’minlerin Bağlılığı
3***Ebu Musa el- Eşari’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’min mü’mine karşı, parçaları birbirini bağlayan bina gibidir.” (Buhari- Salat, 127. Sh.- Hadis No: 300.) (Müslim- Birr: 65)
*Mü’minlerin dertleriyle dertlenmeyen, müslümanlardan müstağni duran bir adamın iman konusunda sıkıntıları vardır. Küfre yaklaşmış ve iman şuurundan uzaklaşmıştır. İmanın rükünlerini tasdik ederken izandan ve imtisalden uzak kalınca, tasdik yeterli bir tasdik olmadığı için lakaydlık ve müstağnilik, o kişiye arız olur. Bunun neticesinde imanındaki eksiklik yüzünden dini hassasiyetten mahrum kalır. Mü’minle dertlenmez, müslümanla sevinmez, sıkıntısına aldırış etmez. İman eden, imtisal eden, vicdani izanı olan mü’min kimse, müslümanların duyduğu ızdırabı ve sıkıntıyı kendisi de duyar. Onların selameti için fedakarlıktan çekinmez.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saff: 4.)
Mü’minler Birbirinin Aynası
4***Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’min mü’minin aynasıdır. Öyle ise üzerinde rahatsız edici bir şey gördüğünde gidersin.” (Ebu Davud- Edeb: 49.) (Tirmizi- Birr: 18.) (Camiü’s- Sagir 1. Cilt, 575. Sh.- Hadis No: 2181.)
*Mü’min iki şekilde kardeşine ayna olur.
Birinde; Mü’min kardeşi, Ona bakar, ondaki güzellikleri görür, beğenir, yaptıklarını yapar, ona benzemeye çalışır.
Diğerinde; Mü’min kardeşinde gördüğü kusurlarından ve kötü davranışlarından dolayı onu ikaz eder. Hatalarını ve yanlışlarını telafi etmesine vesile olur. Aynaya bakan kendine çeki düzen verdiği gibi mü’min kardeşinin uyarılarına kulak veren hatalarını, kusurlarını düzeltir.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’dan korkun ki size merhamet edilsin.” (Hucurat: 10.)
Müslüman ve Mü’min
5***Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların selamette olduğu kimsedir. Mü’min, insanların canları ve malları hususunda kendisinden emin olunan kimsedir.” (Tirmizi- İman 4. Cilt, 384. Sh.- Hadis No: 2762.)
*Hadisteki tarifte dikkat çeken nokta, Mü’minin ve Müslümanın ibadeti, duası, ihlası, takvası değil de insanlarla olan münasebetlerinde takındığı ahlaki tavır onun durumunu anlatıyor. Yani bu sıfatlar güzel ahlak ile kamil manada kazanılmış olur. Hukuk-u ibad, hukukullahtan önce geliyor. Kamil Müslüman, güzel ahlakı olan kimsedir.
Tarif, efradını cami, agyarını mani olmalıdır. Bu mana ile hadis manidardır. Ahlaki olgunluğa erişen bir Müslümanın duası, ibadetleri ve takvası da kamil bir dereceye yükselir.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve “Ben müslümanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet: 33.)
İman ve Haya
6***İbn Abbas’dan (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İman ve haya beraber bulunurlar. Birisi alındığında diğeri de peşinden gider.” (Beyhaki- Şi’bül- İman) (Camiü’s- Sagir 1. Cilt, 523. Sh.- Hadis No: 1963.)
*Genel itibariyle kafirlerin ve facirlerin ahlaksız ve utanma duygusundan yoksun olmaları bu sırra mebnidir. İmanı kamil bir Müslüman sadece insanlardan değil Allah’dan, meleklerden, diğer mahlukattan ve kendinden dahi utanır. Hayasız işleri yapmayı kendisine yakıştırmaz. Kafir ise hesabı ve ahireti düşünmediği için hayasızlıktan çekinmez, menfaati için kolaylıkla hainlik yapar.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, bilsin ki o, hayasızlığı ve kötülüğü emreder.” (Nur: 21.)
Münafık Alametleri
7***İbn-i Amr bin el- As’dan (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kimde dört vasıf varsa halis münafık olur. O dört şeyden biri bulunan kişide ise onu terkedinceye kadar münafıklıktan bir haslet vardır. Bunlar:
1)Konuştuğunda yalan söyler.
2)Sözünde durmayıp bozar.
3)Emanete hıyanet eder.
4)Bir kimseyle çekiştiği zaman aşırı giderek karşısındakinden fazla kötülük yapar.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn-i Mace, Müsned) (Cem’ul- Fevaid 4. Cilt, 288. Sh.)
*İlim ehlince bu hadisin manası, amelde nifaktır. İtikadda nifak ise Rasulullah (s.a.v.)’in zamanında idi. Hasan el- Basri’de bu görüştedir. (Tirmizi- İman 4. Cilt, 387. Sh.- Hadis No: 2768. Hadisin İzahından)
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı, kendisi ile karşılaşacakları güne kadar Allah onların kalblerine münafıklık sokmuştur.” (Tevbe: 77.)
Affedilen Fahişe
8***Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Fahişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dolaşan bir köpek gördü. Köpek susuzluğun şiddetinden dolayı dilini çıkarmış vaziyette idi. Fahişe kadın o köpek için ayakkabısını çıkararak onunla su çekip köpeği suladı. Bu sebeple fahişe kadın mağfiret olundu. (Müslim- Selam, 7. Cilt, 111. Sh.- Hadis No: 2245.) (Buhari- Bediü’l- Halk 487. Sh.- Hadis No: 1397.)
*Cenab-ı Hakk’ın affetmeyeceği günah yoktur. Yeter ki insan vicdanını bozmasın, kalbini çürütmesin. Ancak küfür ve şirk üzere ölenler bunun dışında kalırlar. İnsanın içinde merhamet varsa, bu durum günahların kalbini tamamen karartmadığını gösterir. Şefkat ve merhametin mahalli olan bir kalb, rahmet ve mağfiretten mahrum kalmaz.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “(Benden onlara) De ki: “Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, Gafur’dur, Rahim’dir.”” (Zümer: 53.)
Kediyi Hapseden Kadın
9***İbn Ömer’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.” (Buhari- Bed’ü’l-Halk 16, Müslim- Tevbe: 25, İbn Mace- Zühd: 30, Darimi- Rikak: 93, Müsned: 2: 269,299.) (Camiü’s- Sagir 2. Cilt, 385. Sh.- Hadis No: 4191.)
*Nice insanlar vardır ki, kalblerinde kararma, katılaşma ve çürüme son raddeye gelir, artık merhametten nasibi kalmaz. Bunun en bariz belirtisi ise mahlukata karşı acımadan zulmetmeleridir. Merhamet etmeyen bu merhametsizlere merhamet edilmez. Onlar bu halleriyle ateş halkındandır.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadid: 16.)
Dünya Mel’undur
10***Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünya mel’un; Zikrullah’dan, Allah’ın beğendiği amelden, alimden ve müteallimden (ilim öğrenenden) başka dünyada bulunan her şey mel’undur.” (Tirmizi- Zühd 4. Cilt, 163.- 164. Sh.)
*Dünyanın lezzetlerine aldanan kimseyi iyi bir son beklemediği gibi ahirette de kaybedenlerden olacaktır. Mutluluk, huzur ve saadet arayan kimse, hadiste bildirilen bu dört şeyden ayrılmamalıdır. Dünya lezzetlerinin geçici olması, bir gün mutlaka bitecek olması, insanın sonsuzluğu isteyen vicdanını ve ruhunu asla tatmin etmez. Ona aradığı huzuru ve mutluluğu vermez, veremez.
Bu hadisi tasdik, teyid ve takviye eden ayet: “Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kim dünya kârını istiyorsa, ona da dünyadan bir şey veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.” (Şura: 20.)
(Kalbimin Aydınlığı Hadisler)
Abdullah ÖZTÜRK








Bir yanıt yazın