İçtihad ve Kıyas

Categories: Genel

Asr-ı saadetten bugüne kadar yüzyıllar boyunca meydana gelen her hadise hakkında bir ayet veya sahih hadis bulmanın mümkün olmayacağı aşikardır.

*Şehristani el- Milel ve’n- Nihal’de diyor ki: “İbadat, muamelat vesairede hadiseler ve vukuat sayılmayacak kadar çoktur. Şu cihet de malum ki, her hadise hakkında bir nas gelmemiştir ve buna imkan da yoktur. Naslar mahduttur. Halbuki hadiseler sonsuzdur, sonsuz olan bir şey sonu olanla nasıl tahdit olunur ve bir kaide altına alınabilir? Öyle olunca içtihad ve kıyasa olan lüzum ve zaruret kendiliğinden meydana çıkar. Hadiselerin hükmü içtihadla beyan olunmak icab eder.” (Ebu Hanife- Ebu Zehra 117. Sh.)

İcma

 

İcma’yı hafife almak büyük bir cinayettir. Maalesef bazı kesimlerde, icma hafife alınıyor. Bize Kur’an ve sünnet yeter deniyor ve bir hükümle ilgili ayet ve hadis yoksa ulemanın hatta sahabenin icmasına itibar etmiyorlar. Şunu unutmamak gerekir ki bize Kur’an ve hadisleri ulaştıranlar sahabelerdir. Bu yüzden onların icma’sı çok mühimdir. İcma, mütevatir olmayan naslardan daha kuvvetlidir. Çünkü icma’ın ifadesi kesindir. Mütevatir olmayan naslar ise zannidir.

Ayette icma’ın ehemmiyeti şöyle zikredilir:

Allahu Teala (c.c.) şöyle buyuruyor: “Kendisi için doğru yol (hidayet) belli olduktan sonra kim Rasule karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu o yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa: 115.)

Bu ayet, icma-ı ümmete delil olduğu gibi ehl-i sünnet haricine çıkanların hidayetten mahrum kalıp cehenneme gideceklerine bir delildir.

İmam Şafii’ye, Kur’an’da, icma’nın delil olduğunu gösteren bir ayet sorulduğunda, o, Kur’an’ı üç yüz defa okumuş, nihayet bu ayeti bulmuştur. (Tefsir-i Kebir- Mefatihu’l- Gayb, Nisa Suresi, 8. Cilt, 315. Sh.)

Sahabenin icması hüccettir. Sahabeyi tezyif eden, adil ve doğru sözlü olduklarını kabul etmeyen kimse zamanla Kur’an’a da şüphe ile yaklaşır. Zira biz Kur’an’ı sahabeden aldık. Bizzat vasıtasız olarak Allah’dan işitmedik. Peygamberi de görmedik. Hadisleri O’ndan kulaklarımızla işitmiş değiliz. Bunları bize sahabeler ulaştırdı. Elhasıl, sahabeler dinin direkleri hükmündedir.

Havarileri yalancılıkla itham eden bir hıristiyanın, zamanla Hz. İsa ve İncil ile bir bağı kalmaz.

Peygamberi yalanlayan, Allah’a inanmadığı gibi sahabeyi yalanlayan da İslam dinine inanmaz, inanamaz.

Sual: Kur’an-ı Kerim’in bizim elimize geçmesi hangi şer’i delil ile mümkün olmuştur?

Elcevap: İcma ile mümkün olmuştur. Otuz üç bin sahabenin icması ile mümkün olmuştur.

*Nebi aleyhisselam, ahirete teşrif ettiği sene, Halife Hazret-i Ebu Bekir, ayetleri ezber bilenleri toplayıp ve yazılı nüshaları getirtip bir heyete, bütün Kur’an-ı Kerim’i iki kapak arasına yazdırdı. Böylece mushaf meydana geldi. Otuz üç bin (33.000.) sahabi, bu mushafın her harfinin, tam yerinde olduğuna söz birliği ile (icma) karar verdi.

(İbn-i Hacer)

Sahabe ittifakı, metnin doğruluğuna tarihi bir delil kabul edilir.

Din-i İslama hizmetleri sebebiyle dinin direkleri sahabelerdir.

(Cevher İnci Altın)

Abdullah ÖZTÜRK

Bir yanıt yazın