Bilâl bin Rabah (r.a.), Atâ bin Ebi Rabah (Rh.a.)

Categories: Tabiin

Bilal bin Rabah (r.a.)

Peygamberimizin vefatından sonra Bilal-i Habeşi O’ndan ayrı kalmaya tahammül edemedi ve artık bir daha ezan okumadı. Rasulullah’a (s.a.v.) olan muhabbetiyle her gün gözyaşı döküyordu. Bilal, Medine’de kalmaya dayanamayıp, ayrılmak zorunda kaldı. Hz. Ebu Bekir, Bilal’e yanında kalması için ısrar ettiği halde, Bilal ona şöyle demişti: “Eğer sen beni Allah için azat ettinse bırak istediğim yere gideyim; yok kendi nefsin için azat ettinse beni yanında alıkoy!” Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir şöyle dedi: “İstediğin yere git!” Rasulullah’ın vefatından sonra cihadı, ezana tercih eden Hz. Bilal, Şam’a gitti ve Hz. Ebu Bekir devrinde Suriye’de meydana gelen gazalara katıldı. (İbn Sa’d, Tabakat III,238.)

Havlan kasabasına yerleşti. Suriye’de bir müddet kaldıktan sonra bir gece rüyasında Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördü. Peygamberimiz: “Beni ziyaret etmeyecek misin Ya Bilal” buyurdu. Hz. Bilal, uyanır uyanmaz, hazırlığını tamamlayıp Medine yolunu tuttu. Medine’ye gece ulaştı. Oraya gelince hemen Peygamberimizin kabr-i şerifine gidip, Ravza-i Mutahharayı ziyaret etti. Rasulullah (s.a.v.) ile geçirdiği günleri hatırlayıp, hasret ve muhabbet gözyaşları dökerek uzun müddet ağladı. Bu sırada Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin Bilal’i görmüş, fecir vaktinde ondan ezan okumasını rica etmişlerdi. Israrları üzerine Peygamber Mescid’inde ezan okudu. Daha o anda Medine sarsıldı. “Eşhedu enne Muhammede’r-Rasulullah” dediğinde kadın-erkek bütün insanlar, Allah Rasulü dirildi zannederek Mescid-i Nebevi’nin yollarına döküldüler. Rasulullah (s.a.v.)’in vefatından sonra Medine’de insanların bu kadar çok ağladığı bir gün görülmemişti. (İbn-i Esir, Üsdü’l-Gabe, I, 244-245; Zehebi, Siyer, I, 357-358)

Fakat Bilal ezanda (Eşhedu enne Muhammeden rasulullah) derken, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mübarek ismi geçince hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ezanı tamamlamak için kendini zorladı, gene gözyaşlarını tutamadı. Böylece ağlaya ağlaya ezanı bitirdi. O gün Eshab-ı kiram sanki Rasulullah’ın (s.a.v.) bulunduğu günlerden bir gün yaşadı. Peygamberimize (s.a.v.) olan hasretleri ve derin muhabbetleriyle ağlaşarak, o günleri yad ettiler. Bu ezan Bilal-i Habeşi’nin okuduğu son ezan oldu. Birkaç gün Medine’de kaldıktan sonra Şam’a döndü. Fakat yolda hastalandı ve evine zorlukla varabildi. Bu hastalıkla ömrünün son günlerini geçirdi. Hicretin yirminci yılında altmış yaşlarında iken vefat etti. Dımaşk’ın Babü’s-Sagir tarafına defnolundu. (İbn Sa’d, Tabakat, III, 238; İbnü’l- Esir, Üsdü’l-Gabe, I, 209.)

Hz. Bilal (r.a.), vefatı yaklaştığında Dımaşk’ta altmış yaşlarındadır ve onun hastalığını gören zevcesi, teessüründen: “Ah ne acı, Ah ne acı” dedikçe, Bilal: “Oh! ne tatlı! Oh! ne tatlı!” diyor ve ekliyordu: “Yarın sevgililerle, Hz. Muhammed ve arkadaşlarıyla buluşacağım.” diyordu. (Zehebi, Siyer, I, 359)

Ata bin Ebi Rabah (Rh.a.)

Ata dedi ki: “Adamın biri bana bir hadisi nakleder, ben onu hiç duymamışım gibi dinlerim. Halbuki o (genç) adam doğmadan önce ben o hadisi duymuşumdur fakat sanki o anda ilk olarak duyuyormuşum gibi davranırım.” (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 9. Cilt, 501. Sh.)

Ebu Hezzan dedi ki: Ata bin Ebi Rabah’ın şöyle dediğini işittim: “Bir kimse zikir meclisinde oturursa, onun bu mecliste oturmasını, Cenab-ı Allah, daha önce on batıl mecliste oturma günahına kefaret kılar.”

Ebu Hezzar dedi ki: Ata’ya şöyle dedim:

-Zikir meclisi nedir?

-Helal ve haramın anlatıldığı meclistir, nasıl namaz kılacağının, nasıl oruç tutacağının, nasıl evleneceğinin, nasıl boşanacağının, nasıl satacağının ve nasıl satın alacağının anlatıldığı meclistir. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 9. Cilt, 501.- 502. Sh.)

*Zikir meclisi; helal, haram, namaz, oruç, nikah, talak, alım ve satım konularını içeren fıkıh ilminin konuşulduğu meclistir.

(Bir Şahıs Bir Olay)

Abdullah ÖZTÜRK

Bir yanıt yazın