Belh’te doğmuştur. Doğum tarihi belli değildir. Hatemi Asam, Şakik-i Belhi’nin talebesi, Ahmed-i Hadraveyh’in hocasıdır. 852 (H.237) senesinde Belh’in bir nahiyesi olan Mahcer’de vefât etmiştir.
Hatemi Asam’ın yanına bir mesele sormak için gelen kadın kazaen yellenmiş ve son derece mahcup olmuştu.
Hatem ona: “Yüksek sesle konuş, zira kulağım ağır işittiğinden duymuyorum.” dedi. Maksadı, kadının mahcup olmamasını temin etmekti.
Kadın hayatta olduğu sürece sağırlığa vurdu. Bu yüzden adı Asam’a (sağıra) çıktı. (Tezkiretü’l- Evliya 322. Sh.) (Nesaih-ul İbad – Münebbihat Şerhi Üçlü Bab, 23. Makale 50. Sh.)
*Hatem şöyle demiştir:
Sabah İblis bana dedi ki:
-Bugün ne yiyeceksin?
-Ölümü!
-Ne giyeceksin?
-Kefeni!
-Nerede yatacaksın?
-Mezarda!
Bunun üzerine İblis dedi:
-Sen hiç boş adam değilsin.
Sonra bırakıp defolup gitti.
(Tezkiretü’l- Evliya 325. Sh.) (Nesaih- ul İbad- Münebbihat Şerhi Üçlü Bab, 23. Makale 50. Sh.)
*Hatem cihada gidince, komşu kadın Hatem’in karısına sordu:
“Hatem sana ne kadar rızık bıraktı.”
Kadın dedi ki:
“Hatem de benim gibi rızık yiyendir. Rızık veren burdadır. Bir yere gitmedi.” (Tezkiretü’l- Evliya 325. Sh.)
*Kendisinden nasihat isteyene şöyle dedi:
Dost istersen Allah yeter.
Yoldaş istersen Kiramen Katibin yeter.
İbret istersen Dünya yeter.
Nasihat istersen ölüm yeter.
Şayet bunlar yetmezse, o zaman da sana cehennem yeter.
(Tezkiretü’l- Evliya 326. Sh.)
Bediüzzaman (r.a.) bu hikmetli sözleri şöyle izah diyor.
Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise herşey dosttur.
Yârân istersen Kur’ân yeter. Evet, ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder.
Mal istersen kanaat yeter. Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur.
Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.
Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır.
(23. Mektup)
(Bir Şahıs Bir Olay)








Bir yanıt yazın