*İlk müslümanlar, kafirlerin eziyetlerine katlanmalarından ve çile çekmelerinden dolayı büyük bir ecre ve fazilete sahib oldular.
Ebu Bekir, bu dinin çilesini en çok çeken ve en fazla fedakarlık gösteren, malını Allah yolunda harcayan, dini sahiplenen, nebiye bağlanan ve hiç bir zaman yanından ayrılmayan sahabedir. Aşerei mübeşşerenin ve ashabın çoğu onun sayesinde müslüman oldular.
*Sadakat ve vefayı anlamayanlar, sahabelerin fedakarlıklarını ve İslam’a hizmetlerini yok saymakla nankör oldukları gibi onlara hakaret ve iftira etmekle hain damgası yediler.
*Hz. Ebu Bekir’de olan veraseti nübüvvet fazlalığı, onu ashabın zirvesine taşıdı.
Nübüvvetten gelen akrebiyet ile velayetten gelen kurbiyet arasındaki farkı bilmeyen, ashabın fazileti hakkında hataya düşer. Sahabeler konusunda haksız hükme varır.
*Rasulullah’dan (s.a.v.) sonra ikinci adam olan Ebu Bekir, Kur’an’da iki kişinin ikincisi olarak insanlığa ilan edildi. (Tevbe: 40.)
Kararlı ve ısrarlı bir tevafuk ile Nur suresinin 22. ayetinde tekrar zikredildi.
İçinizden fazilet sahibi kimseler. (Nur: 22.)
Fazilet sahibi kişiliği insanlığa ilan edildi.
Artık bu ayet ile onun sadakati tasdik edildi.
İki kişinin ikincisi olan bu zat, 22. ayette tekrar ediliyor.
Tam bir tevafuku gözlerimizle görüyoruz.
Hz. Ebu Bekir, Kur’an’da yalnız bu iki yerde açıkça zikredilir.
*Bir memleketin Sultanı 28 Elçi gönderse sonra bu Elçilerin ardından en üstün iki yönetici seçse bu iki kişiden ismen bahsetmez. Çünkü halk onları da Elçi zanneder.
O halde Elçilerden sonra bu iki kişinin sıfatını bildirir.
Müdakkik olanlar bu sıfatları bilirler.
Buna da bir işaret olarak mektubunda şöyle bir tevafuk sergiler.
Mektubunda 18 Elçinin ismini zikreder.
Elçi sayısı olan 28 cümle geçince bu iki şahsın sıfatını zikreder.
“Sıdkan ve adlen” ifadesi gibi.
Şu muhakkak ki, nebilerden sonra veliler ve alimler gelir.
Son nebiden sonra ashab gelir.
Ashabın en faziletlisi Ebu Bekir ve Ömer’dir.
O halde Kur’an’da Fetih suresinden başka yerde de bu halifelere vahyin nihayetini bildiren ayetler ile işaret var mı bakalım.
*Kur’an’da peygamberlerin isimleri, en fazla En’am suresinde zikredilir. En’am Suresi 83. Ayetten 86. Ayete kadar 18 peygamberin ismi geçer.
Başka hiçbir surede bu kadar Nebi ismi zikredilmiş değildir.
En’am Suresi 86. Ayetten 28 peygamber kadar sayınca bir sonraki ayette En’am Suresi 115. Ayette “sıdkan ve adlen” ifadesi geçiyor.
Yani nebilerden sonra Rabb’inin sözü, sıdk ve adl ile tamamlanmıştır. Nebilerden sonra bu hizmeti yapıp itmama erdirenler ise iki halife Ebu Bekr Sıddık ve Ömer’ül adildir.
Önce sıdk sonra adl.
Bu iki ayet arasında Kur’an’da geçen peygamberlerin sayısı kadar fark olması elbette tesadüf olamaz.
Burada bir irade, bir kasıt, bariz bir şekilde okunuyor.
Ebu Bekir (r.a.) ve Mehdi (r.a.)
Ebu Bekir, Abdurrahman bin Avf ve Mehdi arasındaki benzerlik nedir? Üçünün de arkasında bir peygamber namaz kılmıştır. Onlar Nebilere namaz kıldırma şerefine nail olan zatlardır.
-Mescid-i Nebevide Hz. Ebu Bekir’in arkasında Rasulullah (s.a.v.) namaz kılmıştır.
-Bir sefer anında Hz. Abdurrahman bin Avf’ın arkasında Rasulullah (s.a.v.) namaz kılmıştır. (Müslim- Taharet)
-Hz. Mehdi’nin arkasında Hz. İsa (a.s.) namaz kılmıştır veya kılacaktır.
(Cevher İnci Altın)
Abdullah ÖZTÜRK








Bir yanıt yazın