*İnsanı insan yapan, nefis, kalb, akıl ve ruhtur.
Bunlar, insan olmanın şartlarıdır.
Bunlar olmadan, hiç kimse insan gibi yaşayamaz.Ve insan, insan oldukça mutlu olur.
Ekl, şurub, nikah, muhabbet, merhamet, ünsiyet, ilim, hikmet, marifet, huşu, huzur, inşirah olmadan insanın mutlu olması mümkün değildir.
Nefsin gıdası: Ekl, şurub, nikahtır.
Kalbin gıdası: Muhabbet, merhamet, ünsiyettir.Aklın gıdası: İlim, hikmet, marifettir.
Ruhun gıdası: Huşu, huzur, inşirahtır.Nefis, aile ile mutludur.
Kalb, dua ve zikir ile mutmain olur.
Akıl, sohbet ve tefekkürden gıdalanır.
Ruh, ibadet ile inbisat eder.
Yoksa hepsi zayıf kalır.
Mutsuz olur. Fıtratına ters düşer.
En mükemmel insan Hz. Muhammed (s.a.v.) nefsini öldürmedi.
Kalbi kainat kadar muhabbet ile doluydu.
Aklı arşı ala kadar büyük bir marifete kavuştu.
Ruhu her daim huşu içinde kaldı.
İslam dini, nefis, kalb, akıl ve ruhun gıdasını tam verir ve onların neşvü nema bulmasını sağlar.
Hıristiyanlık ve Yahudilik ise ifrat ve tefrit eder.
Bunları azab içinde bırakır. İnsanlık zulüm ve ihanet içinde kıvranır.
*Allah’ın yeryüzündeki halifesi, yaratılışın mükemmel şekli, gayesi ve özü noksansız olan, bu mükemmel insan, ancak, nefis, kalb, akıl, ruh ile bu mertebeye ulaşır.
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) şahsında en üst örneğini bulur. En kamil insan Hz. Peygamber’dir ve onun sünneti, ahlakı, hayatı ölçü alınarak bu gayeye ulaşmak mümkün olur.
İnsan ve İmtihan
Halife-i arz olan insan, en güzel lezzetleri, en büyük hazları alacak veya en ağır acıları, en derin elemleri çekecek mahiyette yaratılmıştır. Bu hakikati anlayan ashabdan şu sözler sadır olmuştur: “Keşke bir kuş olsaydım.” “Keşke bir yaprak olsaydım.” “Keşke bir ot olsaydım.
”Ahsen-i takvimde yaratılan insan, ulvi lezzetler alıp kainatın en bahtiyarı da olabilir veya ağır azablar çekip kainatın en bedbahtı da olabilir. Yani cennetin zirvesine kanatlanabildiği gibi cehennemin en derin çukurlarına düşecek mahiyet onda vardır. Yaratılışına baktığımızda insanın lezzet ve acı için yaratıldığı açıkça görülüyor. Et ve kemik acıya ve lezzete ne kadar müsaid!
Ya cennete gidecek ve kainatta hiçbir canlının almadığı lezzetleri alacak.
Ya cehenneme gidecek ve kainatta hiçbir canlının çekmediği azabı çekecek.
İnsan ve İmtihan Sahnesi
*Dünya sahnesi bir daha kurulmayacak. Bu filmin tekrarı yok. Bu filmde rol seçtin. O rolü oynuyorsun. Film bitince artık onu değiştirmen imkansız. Zira sahne tekrar kurulmayacak. Film başa alınmayacak.
“Dünyaya bir kere geldik.” sözü, halis ruhları ahirete, habis ruhları dünyaya sevkeder.
*Ahiretinden kesip dünyaya yamadığın hiçbir elbise, seni rahat ettirmeyecektir.
Ahiretinden alıp dünyaya yerleştirdiğin hiçbir zaman dilimi, seni mutlu etmeyecektir.
Ahiretinden gaflet edip dünyada hartırladığın hiçbir anı, sana huzur vermeyecektir.
*Senin gerçeğin geçmişindir. Karşında geçmişin duruyor. Geleceğin değil. O hala belirsizliğini koruyor. Gelecek mi, gelmeyecek mi?
*Geçmiş amel defterim, gelecek an ve karşımda görünen günler. Asıl gelecek ise, haşir, sırat, sonsuz hayat.
*Dünde kalan dünya ile ahirde gelecek ahiret.
Tercihini yap.
*Ve bil ki dünyada;
“Haz artınca ardından hüzün artar.”
*Nefis ağırlıklı bir hayatı hedef alan kimsenin sonunun mutsuzluk olacağı aşikardır.
Nefislerinin peşinde koşan gençler bunun farkına vardıkları zaman, ömrün çoğu geçmiş ve aradığını bulamamanın ızdırabı ile her şeyi tüketen bir sona yaklaşmıştır.
***Ḣasirad dunyâ vel âḣirah. (Hacc: 11.)
***O, dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. (Hacc: 11.)
Ayetin ihtar ettiği haleti tam olarak yaşar.
İnsanlar
İnsanların hepsi bir değil. Mü’min var, kafir var, münafık var. Mü’minlerin de hepsi bir değil. Havas var, avam var. Avamın da hepsi bir değil. Salih olanı var, fasık olanı var. Kadınların da hepsi bir değil. Hz. Fatıma (r.a.) gibi olanı var. Vahile ve Vaile gibi olanı var.
*İnsanlar üçe ayrılır: Mü’min, Kafir, Münafık.
Mü’minler ikiye ayrılır: Salih ve Fasık.
Salihler ikiye ayrılır: Avam ve Havas.
Havas ikiye ayrılır: Müçtehid olan ve Müçtehid olmayan.
Kafirler ikiye ayrılır: Yaratana inanan ve inanmayan.
Yaratana inanan kafirler ikiye ayrılır: Kitap ehli olan ve olmayan.
Münafıklar ikiye ayrılır: Münafık olduğunu bilen münafık ve Münafık olduğunu bilmeyen münafık.
İnsanlar ikiye ayrılır: Bilenler ve bilmeyenler.
İnsanlar ikiye ayrılır: Kendini bilenler ve kendini bilmeyenler.
İnsanlar ikiye ayrılır: Yolu tıkayanlar ve yolu açanlar.
İnsanlar ikiye ayrılır: Suçlayanlar ve suçlananlar.
İnsanlar ikiye ayrılır: Delirenler ve delirtenler.
İnsanlar ikiye ayrılır: Ağlayanlar ve ağlatanlar.
İnsanlar ikiye ayrılır: Muhsinler ve gayri muhsinler.
İnsanlar ikiye ayrılır: Samimiler ve samimiyetsizler.
Kadınlar ikiye ayrılır: Erkek kadınlar, hanım kadınlar.
Kadınlar ikiye ayrılır: Sadıka kadınlar, fasıka kadınlar.
Aslında iman yönünde insanlar ikiye ayrılır. Kalbinde imanı olanlar ve kalbinde imanı olmayanlar.
“Sizi yaratan O’dur. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz mü’mindir. Allah yaptıklarınızı görendir.” (Tegabün: 2.)
Kalbinde imanı olmayanların genel adı kafirdir. Fakat Kur’an, bunları sınıflara ayırır. Hepsinin cinayeti, mahiyeti ve sonunda görecekleri ceza aynı değildir. Dünyada müslümanların bunlara muamelesi de aynı olmaz.
Kur’an’da kafirler farklı isimlerle tesmiye edilir. Hepsi için sadece kafir lafzı kullanılmaz.
Mesela müslümanlar arasında kendilerini gizleyen kafirler hakkında münafık kavramı geçerlidir.
Kendilerine kitap verilen fakat Kur’an’ı ve Rasulullah’ı inkar edenler Kur’an’da ehli kitab olarak adlandırılır.
Puta tapan Kureyşli inkarcılar müşrik ismiyle tesmiye olunur.
Kur’an’da geçtiği üzere, Ehli kitabın kestiği ve kadınları helaldir. Onlardan cizye alınır.
Mecusinin kestiği yenmez. Mecusi kadınla evlenmek haramdır. Fakat bunlardan cizye alınır.
Mütecaviz kafirler ile savaşılır. Harem dahiline girmeleri yasaklanır.
Münafıklar ifşa edilmez. Utanıp insafa gelmeleri ve iman etmeleri beklenir.
Katlettiği adamın kafatasında şarap içen insan var. Kafatasındaki sanat-ı ilahiye bakıp imanını güçlendiren insan var. Elbette biri cennete biri cehenneme gidecek. Âlây-ı illiyine çıkacak olan da insan. Esfel-i safiline düşecek olan da insan. Adaletin iktizası budur. İmtihanın hikmeti de budur.
***İnkar edenler, bölük bölük cehenneme sürülür.
***Vesîka-lleżîne keferû ilâ cehenneme zumerâ. (Zümer: 71.)
***Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da bölük bölük cennete sevk edilirler.
***Vesîka-lleżîne-ttekav rabbehum ilâ-lcenneti zumerâ. (Zümer: 73.)
***Cehennem halkı ile cennet halkı bir olmaz. Kurtulanlar, ancak cennet halkıdır. (Haşr: 20.)
***Lâ yestevî ashâbu-nnâri ve ashâbu-lcenneh. Ashâbu-lcenneti humu-lfâ-izûn. (Haşr: 20.)
(Cevher İnci Altın)
Abdullah ÖZTÜRK








Bir yanıt yazın