Ali bin Ebi Talib (r.a.)

Categories: Sahabeler

Mü’minlerin sevdiği, münafıkların buğz ettiği Ali.

-Perde-i gayb açılsa yakinim ziyadeleşmeyecek diyen Ali.

-Hiç puta tapmadığı için Kerremallahu vecheh, cesaret ve kahramanlığıyla Kerrar ve Esedullah, takdir-i ilahiyyeye gösterdiği tam rızadan dolayı “Murteza” lakabları verilen Ali.

-Rasulullah’ın damadı, Fatıma’nın zevci, Hasan ve Hüseyin’in babası, ehl-i beytin reisi, evliyanın şahı Ali.

-Rasulullah’ın: “Sen, dünyada ve ahirette benim kardeşimsin.” diyerek şereflendirdiği Ali.

-“Ben ilmin şehriyim, o şehrin kapısı Ali’dir.” hadisi ile medh edilen Ali.

-Vahiy katibi, hafız, müfessir ve muhaddis olup beş yüzden fazla hadis rivayet eden Ali.

-Rasulullah’ın isteğiyle O’nun omuzlarına çıkan ve Kabe’nin üzerindeki putu düşürüp kıran tek insandır Ali.-Bedir Savaşında 36 müşrik öldüren Ali.

-Hayber kalesinin kapısını tek eliyle söküp koparan, sekiz kişi (Bir rivayette kırk kişi) o kapıyı yerden kaldıramayan ve bu gücü dahi keramet olan Ali.

-Huneynde Rasulullah’ın yanından ayrılmayan birkaç kişiden biridir Ali.

-Savaş esnasında kafiri öldürürken yüzüne tükürünce, nefsim karışır korkusu ile öldürmekten vazgeçen Ali.

-Rasulullah’ın yatağına yatıp ölümü bekleyen Ali.

-Rasulullah vefat edince, O’nu yıkayıp kefenleyen Ali.

-Ebu Bekir ve Ömer zamanında biz vardık, ama bizim zamanımızda onlar yok diyen Ali.

-Ömer’e Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu dedirten Ali.

-Ömer devrinde devletin bütün hukuk işleriyle ilgilenen İslam devletinin baş kadısı olarak görev yapan Ali.

-Osman’ın şehadetini duyunca oğullarına: “Siz yaşarken onun şehid düşmesine nasıl imkan bıraktınız?” diyerek büyük bir teessürle hitap eden Ali.

-Eğer kabir ehli sizinle konuşacak olsaydı: “Burada en hayırlı azık takvadır.” derlerdi diyerek kabirden haber veren Ali.

-Namaz vakti gelince, vücudu titremeye başlayan ve yüzü sararan: “Yerin ve göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı emanetin eda zamanı gelmiştir.” diyen Ali.

-Abdestimin bozulmayacağını bilsem sağ ayak başparmağımı namaz kılarken yere çakardım diyen Ali.

-“Bayram yapanlara, “Günahsız geçen her günümüz de bizim bayramımızdır.” diyen Ali.

-Kafir birine karşı: “Senin dediğin doğru ise ben ne kaybederim. Sadece hayatımı disiplin içinde geçirmiş olurum. Fakat ya benim dediğim doğru ise o zaman senin durumun nasıl olur?” diyen Ali.

-“Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” diyerek zulme karşı tavrımızı öğreten Ali.

-Kalb kalbe karşıdır sen beni sevseydin ben de seni severdim diyen Ali.

-Harici Abdurrahman bin Mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralanan ve bu yaranın etkisiyle şehid olan Ali.

-“Kabe’nin Rabb’ine yemin olsun ki ben kazandım.” diyerek şehid olan Ali.

–Muaviye, Amr b. As, Mugire b. Şube ve Ziyad b. Ebih olmak üzere dört kişiden Arabın dahisi, becerikli, işbilir olarak bahsedildiğinde, “Eğer ki Allah’dan korkmasaydım, Arab’ın dahisi olurdum.” diyen Ali.

-Her olayda her savaşta her zaman haklı olan Ali.Hz. Ali hep haklı idi. Cemelde de, Sıffinde de haklı idi. Nehrivanda da haklı idi. Ebu Bekir, Ömer ve Osman’a biat ettiğinde de haklı idi. Hz. Ömer’e kızını nikahlayınca da haklı idi. Oğullarına Ebu Bekir, Ömer ve Osman ismini vermekle de haklı idi. Tarihe baktığımızda Hz. Ali hiç haksız olmadı.

-Ya Ali! Sen ki cesaret ve kahramanlık timsalisin. İlim şehrinin kapısısın. Lakabın Esedullahdır. Haydardır. Allah’ın aslanıdır. Seni reddedenler korkaklıkla kirlendiler. Cesaretten ve ilimden mahrum kaldılar. Damgalandılar.Bir vakit, İmam-ı Ali (r.a.), bir kafiri yere atmış. Kılıncını çekip keseceği zaman, o kafir ona tükürmüş. O kafiri bırakmış, kesmemiş. O kafir, ona demiş ki: “Neden beni kesmedin?” Dedi: “Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün, hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlasım zedelendi. Onun için seni kesmedim.” O kafir ona dedi: “Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Madem dininiz bu derece safi ve halistir, o din haktır.” dedi. (22. Mektup, 1. Mebhas, 5. Vecih)

Hz. Ali’nin baldırına ok saplandı. Kemiğe girdiği için çıkarılamadı. Doktor: “Bu oku çıkartabilirim. Fakat çok ağrı yaptığı için tahammül edilemez. Onun için bayıltmam lazım.” dedi. Hz. Ali şu cevabı verdi: “Ben namaza durunca ayağımdaki oku çıkartın.” Dediği gibi yaptılar. Namazda iken ayağını yarıp oku çıkardılar, hiçbir şeyi hissetmedi. Hz. Ali, namazı bitirince doktora sordu: “Oku çıkardın mı?

”Muhammed bin Hanefiyye anlatıyor: “Babam (r.a.)’a dedim ki: “Babacığım, Rasulullah (s.a.v.)’den sonra insanların hangisi hayırlıdır?” “Ebu Bekr!” dedi.“Sonra kim?” dedim. “Ömer!” dedi. Ben: “Sonra kim?” diye sormaya devam edip “Osman!” cevabını almaktan korktum da: “Sonra sen (Hz. Ali)!” dedim. Ama babam: “Ben mi? Ben sıradan bir müslüman’ım.” dedi.” (Buhari- Fezailu’l-Ashab 5; Ebu Davud- Sünnet 8, No: 4629.)

Kumeyl isimli zat anlatıyor: Hz. Ali ile bir yolculukta bulundum. Hz. Ali yolda giderken yol kenarında bir mezarlık gördü, oraya döndü ve şöyle seslendi: “Ey kabristanda yatanlar! Ey çürümüşler! Ey yalnızlık ve ıssızlık içinde bekleyenler!”

Arkasından şöyle devam etti: “Siz dünyada ne olup bittiğini soracak olursanız, siz ölünce mallarınız bölüştürüldü, çocuklarınız yetim kaldı. Kadınlarınız başkalarıyla evlendi. Siz de bize kendi hallerinizden bahsedin. ”Sonra bana dönerek şöyle dedi: “Ey Kumeyl! Konuşmalarına izin verilseydi en büyük servet ve azık takvadır derlerdi. Mezar amellerin doldurulduğu bir sandıktır bu ancak ölünce anlaşılır.” (Fazailu’l- A’mal- Zekeriya Kandehlevi 4. Bölüm 62.- 63. Sh.)

(Bir Şahıs Bir Olay)

Abdullah ÖZTÜRK

Bir yanıt yazın