MELEKLER

Categories: Genel

Cebrail (a.s.)

Cebrail (a.s.) Peygamber (s.a.v.) Efendimize çeşitli şekillere bürünerek gelirdi. Bazen Dıhye b. Halife el-Kelbi’nin kılığında, bazen bir bedevinin kılığında, bazen de kendi asli görüntü­sünde gelirdi. O’nun 600 kanadı vardı. İki kanadı arasındaki mesafe, yeryüzünün doğusu ile batısı arası kadardı. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), onu bu şekliyle iki defa görmüştü. Bir defasında gökten yere inerken, bir defasında da Cennetü’l-Me’va’nın yanındaki Sidretü’l-Münteha’da görmüştü. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 47. Sh.)

Cebrail (a.s.), o kadar güçlü ve kuvvetli bir melektir ki, Medayin şehrini Lut kavminin üstüne kaldırmıştır. Onlar, içindeki ümmet­lerle birlikte yedi kavim idiler ve 400.000’e yakın kişiydiler. Ayrıca bera­berlerinde diğer canlılar ve hayvanlar vardı. Medayin şehrinde birçok araziler, imaretler ve mahalleler vardı. Cebrail (a.s.), bütün bunları kanadı­nın ucu ile tutup kaldırmış, göklerin ucuna kadar yükseltmişti. Öyle ki göklerdeki melekler, Medayin şehrinde uluyan köpeklerin ve öten ho­rozların seslerini işitmişlerdi Sonra bu şehri ters çevirmiş, altını üstü­ne getirmişti. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 51. Sh.)

İsrafil (a.s.)

İsrafil (a.s.)’in evsafına gelince o, Arşı yüklenenlerdendir. Rabbinin emri üzerine sura üfleyecektir. Sur, içine üflenen bir boynuzdur. Onun genişliğinin çapı, gök ile yer arasındaki mesafe kadardır. Onun içinde kulların ruhlarının yeri vardır. Allah ona, kulları diriltmek için üflemesini emrettiği zaman üfler ve ruhlar oradan tutuşarak çıkarlar. Aziz ve Celil olan Rab der ki: “İzzetime ve üstünlüğüme andolsun ki her biriniz, bedenlerinize döneceksi­niz. Dünyada yaşadığınız bedenlere girin.” Böylece ruhlar, mezarlarındaki cesetlere girerler. Zehirin, ısırılmış kimsenin vücuduna girişi gibi girer ve cesetleri diriltilir. Böylece mezarlar açılır, hepsi hızla koşup haşir meydanına giderler. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 53. Sh.)

Sura üfürmenin sayısı hususunda sahih olan üç değil iki olduğudur. (Kurtubi- el- Camiu li Ahkami’l- Kur’an, Neml Suresi 13. Cilt, 239. Sh.)

Sura iki defa üfürülecektir. Birincisinde bütün mahlukat ölecek, ikincisinde de diriltileceklerdir. (Kurtubi- el- Camiu li Ahkami’l- Kur’an, Zümer Suresi 15. Cilt, 210. Sh.)

Muhammed b. Hasen En-Nakkaş’ın anlattığına göre İsrafil, Adem’e (a.s.) ilk secde eden melektir. Bunun için Cenab-ı Allah onu, Levh-i Mahfuz’un korunmasıyla görevlendirmiş ve onu mükafatlandırmıştır. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 55. Sh.)

Ömer b. Abdülaziz dedi ki: “Melekler secde etmekle emrolunduklarında, ilk secde eden İsrafil olmuştu. Bunun üzerine Cenab-ı Allah, mükafat olarak İsrafil’in alnına Kur’an’ın yazılmasını emretmişti.” Bunu İbn Asakir rivayet etmiştir. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 115. Sh.)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İsrafil’in hilkat itibariyle Mikail’in hilkatine üstünlüğü, büyük bir dağın küçük tepelerden birine üstünlüğü gibidir.” (Taberi- Camiu’l- Beyan XXIV, 29.) (Kurtubi- el- Camiu li Ahkami’l- Kur’an, Zümer Suresi 15. Cilt, 211. Sh.)

Mikail (a.s.)

Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. (Bakara: 98.)

Cenab-ı Allah bu ayet-i kerimede şerefli ve üstün varlıklar oldukları için Cebrail ile Mikail’i melekler üzerine atfetmiştir. Aziz ve Celil olan Rabbi katında büyük itibar sahibidir. Allah’a yakın meleklerin en şereflilerindendir. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 55. Sh.)

Kur’an’da ismi geçen dört melekten ikisi, Cebrail ve Mikail’dir. Diğer ikisi, Harut ve Marut’tur.İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik’ten rivayet etti ki, Rasulul­lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Cebrail’e dedim ki:-Buna ne olmuş? Mikail’in güldüğünü hiç görmedim. Cebrail şöyle cevap verdi:-Ateş yaratılalı beri Mikail hiç gülmemiştir.”(İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 55. Sh.)

Cebrail, ümmetlere tebliğ edilmesi için peygamberlere vahiy geti­rirdi. Mikail ise, yağmur ve nebatat işleri ile görevlidir. Bu dünyadaki rızıklar, yağmur ve bitkilerden meydana gelir. Ayrıca Mikail’in, ilahi emirleri yerine getirme hususunda buyruğunu yerine getiren yardımcıları da vardır. Onlar Aziz ve Celil olan Allah’ın dilediği yerlere rüzgarla­rı ve bulutları sevk ederler. Gökten yere inen her yağmur damlasıyla birlikte bir melek de iner ve o yağmur damlasını yeryüzündeki yerine bırakır. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 55. Sh.)

Azrail (a.s.)

Ölüm meleğine gelince, ne Kur’an’da ne de sahih hadis­lerde onun adından açıkça bahsedilmemektedir. Sadece bazı eserlerde onun adı Azrail olarak geçmektedir. Doğrusunu Allah bilir.Bir ayet-i kerimede yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:“Ey Muhammed! De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı ala­cak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” (Secde: 11.)Ölüm meleğinin, kulların ruhlarını kabzetmede, bedenlerinden çı­karıp boğaza getirinceye kadar yardım eden muavinleri vardır. Can bo­ğaza geldikten sonra ölüm meleğinin kendisi o canı çıkarır, çıkardıktan sonra da bir saniye bile elinde kalmadan yardımcıları ruhu, onun elin­den alıp münasip bir kefene sararlar. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 56. Sh.)

Yardımcı melekler teslim alınan ruhu, Azrail’den alıp yükseklere çı­karırlar. Eğer salih bir ruh ise ona göklerin kapıları açılır, aksi takdirde gök kapıları açılmaz ve yere fırlatılır. Nitekim yüce Allah buyurdu ki: “O, kulların üstünde yegane hakimdir, size koruyucular gönderir, artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun ca­nını alırlar. Sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O’nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.” (En’am: 61.- 62.) (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 56. Sh.)

Rivayete göre İbn Abbas ile Mücahid ve diğer bazıları demişler ki: “Yeryüzü, ölüm meleğinin elinde bir tas gibidir. Onu dilediği tarafından tutar.” Ölüm melekleri insana, ameline göre kılıklara bürünerek gelirler, eğer kişi mü’min ise, ölüm melekleri beyaz yüzlü, beyaz elbiseli ve güzel kokulu bir surette onun yanına gelirler, eğer kişi kafir ise bunun tersi bir şekilde onun yanına gelirler. Bundan Allah’a sığınırız. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 56. Sh.)

İbn Ebi Hatim, Cafer’in babası Muhammed’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v.), Ensar’dan ölmek üzere olan bir adamın ya­nına gelen ölüm meleğine baktı ve ona şöyle dedi: “Ey ölüm meleği, arka­daşıma merhametle muamele et, o mü’mindir.” Ölüm meleği de ona şöy­le cevap verdi: “Ya Muhammed, gönlün müsterih olsun, gözün aydın ol­sun, doğrusu ben, mü’min olan herkese merhametle muamele ederim. Şunu bilesin ki yeryüzünde ne bir çadır, ne de taştan yapılmış bir ev ne de denizdeki bir yer yoktur ki ben her gün orayı beş kez kontrol etmiş ol­mayayım. Öyle ki o evlerde bulunan büyük küçük herkesi tanırım. Al­lah’a yemin ederim ki, Ey Muhammed, eğer ben bir sivrisineğin canını almak istesem dahi bunu yapamam, ancak Allah emrederse yaparım.” (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 56. Sh.)

Cafer b. Muhammed es-Sadık dedi ki: Bana ulaşan bir habere göre ölüm meleği, insanları namaz vakitlerinde kontrol eder, eğer kişi can çekiştiği zaman daha önce namazına devam eden kimselerdense ölüm meleği ona yaklaşır, şeytanı ondan uzaklaştırır ve ona, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedurrasûlullâh” demeyi o zorlu halde iken telkin eder. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 57. Sh.)

Münker ve Nekir (a.s.)

Hadiste ismi geçen meleklerden ikisi, Münker ile Nekir’dir. “Allah, inananları, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üze­rinde tutar, zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar.” (İbrahim: 27.)

Bu ayet-i kerimeden bahsederken Münker ile Nekir’in mezarda ölü­yü sorgulamakla görevli olduklarını, ona Rabbini, dinini, peygamberini sorduklarını, iyi veya kötü herkesi imtihana tabi tuttuklarını anlatmış­tır. Keskin bakışlı, ayrık ve sivri dişli, korkunç görüntülü, ürkütücü bir sese sahiptirler. (İbn Kesir, El Bidaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları 1. Cilt, 58.- 59. Sh.)

(Bir Şahıs Bir Olay)

Abdullah ÖZTÜRK

Bir yanıt yazın